Bursa Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından kızıl geyiklerin (Cervus elaphus) ava açılmasına yönelik ihale sürecinin başlatıldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
Söz konusu durum, koruma altındaki bir türün yönetimi açısından bilimsel, etik ve idari yönleriyle değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur.
Kızıl geyik, ülkemizde korunması gereken türler arasında yer almakta olup, Doğa Koruma ve Milli Parklar’ın görevleri arasında bu türün korunması, çoğaltılması ve uygun habitatlara yeniden yerleştirilmesi bulunmaktadır.
Bu kapsamda, üretim istasyonlarında çoğaltılan bireylerin ava açılması, koruma ve sürdürülebilirlik ilkeleri açısından çelişkili bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.
Diğer yandan, sağlıklı bir yaban hayatı yönetiminin temelini bilimsel envanter çalışmaları oluşturmaktadır. Ancak Bursa ili genelinde son yıllarda kızıl geyik popülasyonuna ilişkin, artış-azalış trendlerini ortaya koyan, bilimsel yöntemlere dayalı ve kamuoyuyla paylaşılmış kapsamlı raporların bulunmadığı görülmektedir. Bu durum, alınan kararların bilimsel dayanağına ilişkin soru işaretleri doğurmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde yaban hayatı yönetimi ve avcılık faaliyetlerine ilişkin ortak kabul gören temel standartlar bulunmaktadır.
Bu çerçevede;
• Popülasyon sayımı yapılmadan av kotası belirlenmemekte, bilimsel envanter çalışmaları zorunlu tutulmakta ve istatistiksel modelleme gibi akademik yöntemler kullanılmakta,
• Elde edilen veriler ve raporlar kamuoyuna açık şekilde paylaşılmakta, karar alma süreçleri şeffaf ve denetlenebilir biçimde yürütülmekte,
• Koruma öncelikli yaklaşım benimsenmekte, risk altındaki türler kesinlikle ava açılmamakta,
• Avcılık bir eğlence faaliyeti olarak değil, yalnızca popülasyon kontrolü ve ekosistem dengesinin sağlanmasına yönelik bir yönetim aracı olarak kullanılmakta,
• Yaban hayatı üretimi ile avcılık uygulamaları arasında çıkar çatışması yaratacak durumlara izin verilmemekte, aynı kurumun hem üretim hem de av politikalarını çelişkili şekilde yürütmesinden kaçınılmaktadır.
Bu bağlamda, uluslararası uygulamalarda esas olan yaklaşım “önce bilimsel veri, sonra karar” iken; ülkemizde mevcut uygulamalara yönelik kamuoyuna yansıyan eleştiriler, kararların yeterli bilimsel veri olmaksızın alındığı ve sonrasında veri oluşturulmaya çalışıldığı yönündedir. Özellikle envanter çalışmalarının bilimsel niteliği, şeffaflık eksikliği ve koruma ile avcılık uygulamaları arasındaki çelişki en çok tartışılan konular arasında yer almaktadır.
Bu kapsamda değerlendirdiğimizde
1- Bursa ili genelinde son beş yıl içerisinde gerçekleştirilen kızıl geyik envanter çalışmalarına ait tüm raporlar
(Yeni bireylere ait yavru sayıları, ileri yaşlı birey sayıları, hangi alanlarda popülasyon artışı yaşandığı hangi alanlarda popülasyon azalması olduğuna dair veriler)
2- Söz konusu envanter çalışmalarında kullanılan yöntemlerin, veri toplama süreçlerinin ve değerlendirme kriterler
3- Kızıl geyik popülasyonunun mevcut durumu, sürdürülebilirlik eşikleri ve av kotası belirleme kriterlerine ilişkin bilimsel veriler
4- Koruma ve üretim faaliyetleri kapsamında çoğaltılan bireylerin ava açılmasına ilişkin idari ve bilimsel gerekçeler kamuoyu ve odamız başta olmak üzere gerekli kurumlarla paylaşılmalıdır.
Yaban hayatının korunması ve sürdürülebilir yönetimi açısından, karar alma süreçlerinin şeffaf, bilimsel, her canlının yaşam hakkını ve kamu yararını gözetir nitelikte yürütülmesi gerektiğini önemle vurgularız.
Bursa Veteriner Hekimler Odası
Yönetim Kurulu adına,
Başkan
Melike Baysal













