8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca kadınların varlığını ve başarılarını onurlandırmak için değil; aynı zamanda eşitlik mücadelesinin hâlâ tamamlanmadığını hatırlamak için de önemli bir gündür. Veteriner hekimliği mesleği de bu çelişkinin en görünür olduğu alanlardan biridir.
Bugün dünya genelinde veteriner hekimliği mesleğinde çalışanların yaklaşık yarısını kadınlar oluştururken, veteriner fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin neredeyse %80’i kadınlardan oluşmaktadır. Bu tablo, mesleğin giderek daha fazla kadın tarafından tercih edildiğini göstermektedir.
Ancak sayısal artışın kendisi, eşitlik anlamına gelmemektedir.
Ne yazık ki meslek içinde liderlik pozisyonları, karar alma mekanizmaları, saha görevleri ve ekonomik kazanç açısından bakıldığında kadınların eşit şekilde temsil edildiğini söylemek hâlâ mümkün değildir. Yapısal eşitsizlikler inatla varlığını sürdürmektedir. Muayenehane sahipliği, yöneticilik ve saha çalışmaları gibi alanlarda erkek egemenliği orantısız biçimde devam ederken; kadın veteriner hekimler çoğu zaman laboratuvar, evcil hayvan klinikleri veya destek hizmetleri gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır.
Bununla birlikte aynı işi yapan kadın ve erkek veteriner hekimler arasındaki gelir farkı da meslek içinde önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Özellikle yeni mezun kadın meslektaşlarımızın ekonomik kazanımları ile mesleğin en yüksek gelir grubunu oluşturan kesimler arasındaki farkın büyümesinde, eski işyeri modelleri ve köklü cinsiyet kalıpları etkili olmaktadır.
Uluslararası kuruluşların araştırmaları da bu tabloyu doğrulamaktadır. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) tarafından yapılan çalışmalar; veteriner hekimlik alanında cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için örgütlenme kültürü, eğitim olanakları ve destekleyici liderliğin belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır. Araştırmalar ayrıca, liderlik geliştirme programları ve dengeli temsil politikaları gibi araçların mesleğin daha kapsayıcı hale gelmesi açısından kritik olduğunu göstermektedir.
Öte yandan meslekteki cinsiyet dinamikleri yalnızca kadınların karşılaştığı engellerle sınırlı değildir. Son yıllarda veteriner fakültelerine erkek öğrenci başvurularında da dikkat çekici bir azalma yaşanmaktadır. Verilere göre fakültelerde kadın öğrenci oranındaki her %1’lik artış, bir sonraki yıl erkek başvurularında yaklaşık %1,7’lik bir düşüşle ilişkilendirilmektedir. Bu eğilimin nedenleri tam olarak bilinmese de, mesleğin geleceği açısından iş gücü dağılımı ve saha hizmetlerinin sürdürülebilirliği konusunda yeni soruları gündeme getirmektedir.
Veteriner hekimliği mesleği aynı zamanda zorlu çalışma koşulları, düzensiz çalışma saatleri ve güvenlik riskleri barındıran bir sağlık mesleğidir. Gece acilleri, kırsalda yapılan saha çalışmaları, mezbahalarda yürütülen denetimler ya da gıda güvenliği alanındaki sorumluluklar, kadın meslektaşlarımız açısından çoğu zaman ek güvenlik ve sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir.
Kadın veteriner hekimler; kliniklerde, mezbahalarda, gıda işletmelerinde, laboratuvarlarda, kırsal alanlarda veya akademide çalışırken yalnızca mesleğin zorluklarıyla değil, çoğu zaman mobbing, şiddet tehdidi, taciz, ücret eşitsizliği ve cam tavanlarla da mücadele etmek zorunda kalmaktadır.
Bir başka önemli sorun da meslek yaşamının uzun ve belirsiz çalışma saatleri nedeniyle özel yaşam üzerinde yarattığı baskıdır. Çocuk sahibi kadın veteriner hekimler, mesleki sorumlulukları ile bakım emeğini birlikte yürütmek zorunda kalırken, yeterli sosyal destek mekanizmalarının bulunmaması ciddi bir yıpranma yaratabilmektedir.
Bu tablo aslında yalnızca veteriner hekimliğe özgü değildir. Uzun yıllar boyunca meslekler, çalışma düzenleri ve kurumsal yapılar büyük ölçüde erkeklerin ihtiyaçları ve yaşam düzenleri dikkate alınarak tasarlanmıştır. Bugün ise kadınların iş gücüne yoğun biçimde katıldığı bir dünyada yaşamamıza rağmen, bu sistemlerin önemli bir kısmı hâlâ değişmeden varlığını sürdürmektedir.
Ancak bütün bu zorluklara rağmen kadın veteriner hekimler meslekte giderek daha güçlü, daha görünür ve daha kararlı bir şekilde yer almaktadır. Bir hayvanın doğumuna müdahale ederken, bir salgın hastalığı kontrol altına alırken, güvenli gıda için denetim yaparken, sahipsiz hayvanların yaşam hakkını savunurken ya da akademide bilim üretirken; hem mesleklerinin sorumluluğunu hem de toplumsal eşitlik mücadelesini birlikte taşımaktadırlar.
Veteriner hekimliği mesleği, hayvan sağlığını korumanın ötesinde halk sağlığının, gıda güvenliğinin ve çevre sağlığının temel aktörlerinden biridir. Bu nedenle mesleğin geleceği, yalnızca sayısal dengelerle değil; adil, güvenli ve kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratılmasıyla mümkün olacaktır.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isteriz ki; veteriner hekimlikte gerçek eşitlik ancak cam tavanların kaldırıldığı, emeğin eşit değerlendirildiği ve kadın meslektaşlarımızın her alanda özgürce var olabildiği bir meslek ortamı ile mümkün olacaktır.
Kadın veteriner hekimler yalnız değildir. Dayanışma, örgütlülük ve ortak mücadele ile mesleğimizde ve toplumda daha eşit bir gelecek kurmak mümkündür.
Veteriner Hekim Melike Baysal
Bursa Veteriner Hekimler Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
https://www.instagram.com/p/DUp1BUnDFna/?img_index=1&igsh=aTA1emMyNjlkbnFv











