KAYYUM DEĞİL KALICI POLİTİKALAR GEREKİYOR!
Son günlerde ülkemizin önde gelen beyaz et üreticisi firmalarına yönelik gerçekleştirilen ve “denetim kayyumu” uygulaması olarak kamuoyuna yansıyan süreç; gıda üretimi, hayvancılık politikaları ve toplumun sağlıklı gıdaya erişimi açısından dikkatle değerlendirilmelidir.
Yaşananları yalnızca birkaç şirket üzerinden okumak eksik olacaktır. Çünkü mesele, Türkiye’nin hayvancılık politikaları, gıda arz güvenliği ve vatandaşın uygun fiyatlı proteine erişimi ile doğrudan ilişkilidir. Hayvansal protein, insan beslenmesinin vazgeçilmez unsurudur. Özellikle çocukların büyüme ve gelişmesinde, yaşlıların sağlığının korunmasında, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde ve toplum sağlığının sürdürülebilirliğinde yeterli hayvansal protein tüketimi büyük önem taşımaktadır. Gelişmiş ülkeler, vatandaşlarının kaliteli proteine erişimini stratejik bir kamu politikası olarak değerlendirmektedir.
1980’li yıllardan itibaren dünyada yaygınlaşan neoliberal ekonomi politikaları; kamunun üretimden çekilmesini, piyasaların serbestleşmesini ve tarım ile hayvancılığın büyük ölçüde piyasa koşullarına bırakılmasını öngörmüştür. Bu anlayışın sonucu olarak birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de tarımsal (bitkisel ve hayvansal üretim) destekleme politikaları zayıflamış, üretim maliyetleri artmış, küçük ve orta ölçekli üreticiler sistem dışına itilmiş, gıda üretimi giderek daha kırılgan hale gelmiştir.
Hayvancılık da bu dönüşümden en fazla etkilenen alanlardan biri olmuştur. Yem hammaddelerinde dışa bağımlılık, artan enerji – ilaç- yakıt -işçilik maliyetleri, ithalata dayalı çözümler; bugün kırmızı et başta olmak üzere birçok hayvansal üründe yaşanan fiyat sorunlarının temel nedenlerini oluşturmaktadır.
Bugün Türkiye’de kırmızı et fiyatları uzun yıllardır tartışılmakta, sorunun çözümü için ise sürekli ithalat yoluna başvurulmaktadır. Ancak ithalatın kalıcı bir çözüm olmadığı artık açıkça görülmektedir. Buna rağmen kırmızı et hâlâ milyonlarca vatandaşımız için ulaşılması güç bir gıda haline gelmiştir.
Tam da bu noktada beyaz et ülkemizin en önemli protein kaynaklarından biri olarak öne çıkmaktadır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde kırmızı et ile beyaz et arasında yaklaşık 1’e 4 düzeyinde bir fiyat dengesi bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle beyaz etin kilogramı 100 lira ise kırmızı et yaklaşık 400 lira seviyelerindedir. Türkiye’de ise kırmızı et fiyatları birçok bölgede 800 TL’nin üzerinde seyretmekte ve bu denge ciddi biçimde bozulmuş bulunmaktadır.
Bu nedenle beyaz et sektörüne yönelik her türlü müdahale değerlendirilirken yalnızca fiyat başlığı üzerinden değil, ülkenin gıda güvencesi açısından da düşünülmelidir.
Kanatlı eti bugün Türkiye’de en ulaşılabilir, en ekonomik ve en güvenilir hayvansal protein kaynaklarından biridir. Sektör yalnızca üretici firmalardan ibaret değildir. Damızlık işletmelerinden yem sanayine, nakliyeden kesimhanelere, laboratuvarlardan ihracata kadar uzanan büyük bir ekonomik zincirdir bu alan. Bu alan içerisinde binlerce yetiştirici, veteriner hekim, tekniker ve emekçi görev yapmaktadır.
Veteriner hekimler tarafından yürütülen biyogüvenlik uygulamaları, hastalık kontrol programları, gıda güvenliği denetimleri ve izlenebilirlik mekanizmaları sayesinde kanatlı sektörü ülkemizin en organize hayvancılık alanlarından biri haline gelmiştir.
Elbette rekabet kurallarına aykırı uygulamalar varsa bunlar hukuk çerçevesinde araştırılmalı ve gerekli işlemler yapılmalıdır. Ancak üretim maliyetlerini, yem fiyatlarını, enerji giderlerini, döviz baskısını ve yapısal sorunları dikkate almadan yalnızca idari müdahalelerle fiyatların kalıcı olarak düşeceğini düşünmek gerçekçi değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey kayyum uygulamaları ya da günü kurtaran tedbirler değil; üretimi artıran, yetiştiriciyi koruyan, yem maliyetlerini düşüren, hayvancılığı planlayan ve vatandaşın kaliteli proteine erişimini güvence altına alan uzun vadeli politikalardır.
Kırmızı et fiyatlarını düşürebiliyorsak bunu memnuniyetle destekleriz. Ancak kırmızı et fiyatlarını düşüremediğimiz bir ortamda, toplumun erişebildiği son büyük hayvansal protein kaynağı olan beyaz et üretimini zora sokacak uygulamalardan da kaçınmak zorundayız.
Unutulmamalıdır ki gıda güvenliği yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda halk sağlığı ve ulusal güvenlik meselesidir. Türkiye’nin ihtiyacı üretimi cezalandıran değil, üretimi güçlendiren; ithalatı teşvik eden değil, yerli üretimi destekleyen politikalar geliştirmektir.
Bursa Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu
https://www.bursasaati.com.tr/kayyum-degil-kalici-hayvancilik-politikalari-gereklidir
https://www.sozbursa.com/ekonomi/kayyum-care-degil-politika-sart-325562










